Cizdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cizdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2017

Bullet Journal!


Kendimi bildim bileli ajandam olmuştur. O kadar teknoloji ile iç içe yaşıyor olmama ve teknolojinin vaat ettiği tüm araçlardan üç aşağı beş yukarı faydalanıyor olmama rağmen; defterlerime renkli renkli notlar almayı ve günlerimi bu şekilde planlamayı daha çok seviyorum.

Şu ana kadarki tüm ajandalarımın içi kendiliğinden çiziliydi, bana sadece arzu ettiğim zamana göre ajandaya başlamak ve tarihleri girmek kalıyordu. Ama bu yılın başında bir değişiklik yaptım!

Madem çizmeyi seviyordum, e artık ajandamda neler olması gerektiğini de biliyordum, o zaman ben de kendi ajandamı yani bullet journalımı yapabilirdim!

Bullet journal aslında salt bir ajanda değil, içeriğini kendiniz nasıl isterseniz doldurabiliyorsunuz. İster yemeniz gereken yemekleri, ister alışveriş listenizi, isterseniz de ders programınızı bile ekleyebilirsiniz. Boyayabilir, scrap book gibi yapıştırmalarla şekillendirebilir, sketch book gibi resimlerle konsept oluşturabilirsiniz.

Google'da zaten bullet journal araması yaptığınızda, tonlarca seçeneğiniz olduğunu göreceksiniz. 

Benim kendi bullet journalim ise şu şekilde oluştu:

Öncelikli olarak ilk sayfasını washi bantların da yardımı ile eşimin ve kızımın resmi ile süsledim. 
Onları bu şekilde de yanımda taşımayı ve sürekli görmeye bayılıyorum!

anlamiko

Sonrasında ise doğum günlerinin yazılı olduğu bir bölüm ekledim. Ben bu tarih konusunda biraz kötüyüm, bu yüzden takip etmeme yardımcı yazılı birkaç sayfanın olması çok işime yarıyor.
anlamiko

Her ayın ilk başlangıcında bu şekilde bir genel ay görünümü çizdim, bu bölüme toplantılarımı ve genel olarak aylık hedeflerimi ekliyorum.
Bu ayı daha hiç planlamaya başlamadığım için bomboş ama bu kısmı da washi bantlarla süslemeyi ya da aklıma gelen birkaç şeyi çizmeyi pek seviyorum.
anlamiko

Aylık genel görünümden sonra ise günlük görünüm çizdim. Buraya da özel notlarımı alıyorum, bazen de günlük gibi tutuyor ve aklıma ne gelirse onu yazıyorum. Bu bölüm de yine washi tapeler ve stickerlarla rengarenk bir hale geliyor genelde.
anlamiko
 Journalimin bir bölümüne izleyeceğim filmleri yazıyorum. Olur da boşta kalırsam, elimin altında film olsun diye.
Burada görseli olmasa da aynı şekilde okuyacağım kitapları listelediğim bir bölüm, alışveriş listemin olduğu bir bölüm ve sosyal medya şifrelerimin yazdığı ayrı bir bölüm var.


anlamiko

Journalimin en sonuna ise a5 boyutunda bir dosyayı zımbalayarak ekledim. Buraya da post-itlerimi, stickerlarımı ve bookmarklarımı koydum. Böylelikle her zaman yanımda oluyorlar ve aramama da gerek kalmıyor :) 



anlamiko
Sizin bullet journaliniz var mı peki?

16 Şubat 2017

Kırtasiye Çılgınlığı

Kırtasiye alışverişini çok seviyorum.

Çocukluğumda da böyleydim, yetişkinliğimde de böyleyim. Sayısını bilmediğim kadar çok defterim var (hatta tam da burada yazmışım).

Kalemlerimi kimseyle paylaşmaktan hoşlanmıyorum, çalışma masamda yerlerinin değişmesini sevmiyorum. Hepsine aynı özen ve ilgi ile yaklaşmak hoşuma gidiyor.
Ajandamda (ki onu da kendim çizdim ve bullet journal yaptım) stickerlar ve washi tapeler kullanıyorum ve bundan büyük keyif alıyorum.

Geçtiğimiz aylarda ise Instagram üzerinden bir kırtasiye keşfettim: H&S Kırtasiye.
Sahibi Yeliz Hanım çok ilgili ve bilgili. İnanın yetişebildiği kadarı ile her sorunuza yanıt verip, yönlendiriyor.

Kabalcı Kitapevi'nin muavimlerinden biri olan ve kapanmasıyla derin bir üzüntüye haiz olan ben, H&S'nin ürün çeşitliliğini görünce...
Tabii ki hiç dayanamayarak hem ihtiyaçtan hem de meraktan azıcık alışveriş yaptım.
Temsili ben :)



House of Holland kalem kutusu
Lamy dolma kalem mürekkepleri
Inoxcrom Charuca tükenmez kalem
Artline Stix tükenmez kalem

Kalem kutum elime geçtiğimden beri aşk yaşıyorum. Plastiği çok kaliteli ve kokusuz. Rengi ve kendine has büyük fermuar yapısını çok sevdim. Şimdilik kalemlerimi koyarım ama önümüzdeki dönemde makyaj çantası ya da çanta içi ıvır zıvır düzenleyicisi olarak kullanmam da çok muhtemel. Kesinlikle ziyan olmayacak ve her daim elimin altında duracak bir kalem kutusu.


Uzun zamandan beri Lamy dolma kalem kullanıyorum, o kadar çok seviyorum ki; başka bir dolma kalem almaya hiç ihtiyaç duymadım. Genellikle kalemim ne renkse, içerisinde o mürekkep kartuşunu kullanıyorum. 

Bu bağlamda Türkiye'de turuncu ve neon yeşili mürekkebi hiç görmediğim için hemen aldım. Mor ve turkuaz mürekkepler ise mevcut kullandığım mürekkeplerin yedekleri oldu.





Inoxcrom Charuca, içerisinde mavi mürekkebi olan bir tükenmez kalem. Karpuzlu ve filli olanları da vardı ama ben kirpilisini tercih ettim. 

Son olarak Artline Stix tükenmez kalem... Dış kaplamasının lego gibi olmasına vurularak aldığım bu açık pembe renkli, siyah tükenmez kalemin turkuaz ve moka renkleri de mevcut.

Bu yeni cicilerim benim kendime doğum günü hediyem olsun mu?
Olsun!
:)

Keyifli yazmalar, keyifli okumalar olsun...

8 Mayıs 2015

37. Hafta ve Bekleyiş Başlasın...

Geçtiğimiz perşembe günü hamileliğimin 37. haftasına girişim ile birlikte, raporumu aldım ve işe -bir süreliğine de olsa- elveda dedim.

İlk izin günlerim 1 Mayıs, hafta sonu tatili derken harala gürele geçti ama hafta sonu bitip de Pazartesi başlayınca... herkes işine gitti, ben evde kalakaldım.

Gerçekten zormuş.
Eğer yoğun bir çalışma hayatınız varsa, insan birden boşluğa düşüyor.
Karnım burnumda olmasa yapacak tonlarca şey bulurum kendime... Atlarım bisikletime dosdoğru sahile, mis gibi bir koşu yaparım belki de, o çarşı senin bu pazar benim gezer kışlık sebzelerimi hazırlarım ya da evimle ilgilenir temizlik yaparım, yeni yemekler denerim belki... Listeyi  daha da uzatırım ama hayaller Paris, gerçekler değil:)

Sabah programları ile içli dışlı olmadığım da aşikar olduğuna göre...
Beklemedeyim ve evdeyim.

Gün içerisinde 1 saatlik kısa yürüyüşler de yapıyorum ama yine de acil durumlar için evden çok uzaklaşmamaya özen gösteriyorum.

Hal durum böyleyken imdadıma Esrarengiz Bahçe yetişti.



Aslında normal şartlar altında kendi doodlelarını kendi çizen biriyim ama şu an çizim yapmaya bile sabrım yok. (Doodle nedir derseniz, buraya lütfen)
Sanıyorum hamile dostlar anlar beni... Kafamı öyle derinlemesine çizimlere veremiyorum ne yazık ki, belki de sırf bu yüzden hazıra konmak işime geldi.

Alıyorum kitabımı, boyalarımı... Boya Allah boya!
Binlerce desen olduğu için kolay da bitmiyor, tüm detaylara dalıyorum. Canım sıkılmadan rengarenk bir dünya yaratıyorum kendime.


Not: Evet normal doğum planladığım için beklemedeyim. Belli bir tarih yok. Minik hanımefendi ne zaman gelmeye karar verirse, o zaman gelecek sıcacık ailemize:)

27 Ağustos 2014

Başucu Kitabım: Küçük Prens

Küçük Prens - Le Petit Prince

Yazan ve resimleyen: Antoine de Saint-Exupéry
İlk yayım: 1943
Orijinal dil: Fransızca
Fransızca aslından Türkçeleştiren: Sumru Ağıryürüyen

Küçük Prens küçük bir çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyası anlatıldığı hikaye kitabıdır.

Kim bilir ne zaman bir de çizivermişim Küçük Prens'i
kendimce...
Küçük Prens Mug: Paşabahçe

** Kitabın yeni göründüğüne bakmayın, -üzülerek söylüyorum ki
- diğerini kaybettiğim için bunu 2012 yılında tekrar aldım**

MimE Notu: Küçük Prens bu yazının başlığında da açıkça ifade ettiğim üzere benim başucu kitabımdır.

Kaç kere okuduğumu inanın bilmiyorum. Her okuduğumda yeni yeni anlamlar keşfediyorum. Hiç sıkılmadan, sonunu bilmeme rağmen tekrar tekrar okuyabiliyorum.

Azıcık moralim bozuk olsa ya da umutsuzluğa kapılsam, Küçük Prens'in gözlerinden yetişkinleri görmek beni kendime getiriyor. O kadar yalın anlatılıyor ki biz yetişkinlerin o yalnız dünyası... Bu kitabı anlayamayacak insanlar için üzülüyorum. "Küçük dünyalarında kaybolmuş büyük olduğunu düşünen küçük insanlar"dan olmak istemediğim ve olmayacağım için seviniyorum sonra.

Kitabın her kapağını kapatışımda bir kez daha teşekkür ediyorum Küçük Prens'e...

Altını çizdiğim satırlardan bazıları...

Sayfa 10:
".... Büyükler hiçbir şeyi asla kendi başlarına anlayamıyorlar; onlara her şeyi açıklayıp durmaksa, çocuklar için gerçekten çok yorucu..."

Sayfa 20:
".... Herkesin dostu olmaz. Eğer dostumu unutursam, rakamlardan başka bir şeyle ilgilenmeyen büyüklere benzerim."

Sayfa 47:
"... Ben ciddi bir adamım! Hayal kuracak zamanım yok benim."

Sayfa 74: 
"... Gülünü senin için bu kadar değerli kılan, ona harcadığın zamandır." 

Sevgiler,

24 Ağustos 2014

Yaz Yaz Yaz Bir Kenara Yaz...

Bu pazar kendimi çalışma masamın dolaplarını temizlemeye verdim ve bir kez daha nasıl bir kırtasiye delisi olduğumu anladım.

Defterlerim almış başını gitmiş...
Teknolojinin her türlü nimetinden faydalansam da deftere not alma alışkanlığımdan hala vazgeçemedim. Nedense teknolojik aletler bozulacak, bir şekilde silinecek ve yazdıklarım kaybolacakmış gibi geliyor.

Bu nedenle de her şeyi yazarak not alıyorum. Okuduğum kitaplar için ayrı bir defterim, tatil planlarım için ayrı bir defterim, günlük notlarım için ayrı bir ajandam ve toplantı notlarım için ayrı bir defterim var. Listeyi sanırım daha da uzatabilirim ama en çok elimin altında olanlar şimdilik bunlar: :)

Radyasyonu önlediği şehir efsanesinden yola çıkarak B'nin almış olduğu kaktüslerim:) Çok güzel değiller mi?
Ajandam: Morning Glory
Pembe Roller Kalem: Lamy

İyi pazarlar!

30 Haziran 2014

Yeni Doodle cicileri

İnsanın ablası, abisi ya da kardeşi olması kadar güzel bir şey yok. En azından ben bir ablam olduğu için dünyanın en şanslı insanlarından sayıyorum kendimi.

Birinin size sizden çok değer vermesi, hobilerinize saygı duyması, düşünmesi ve sevmesi... dünyanın en güzel hissi.

Geçtiğimiz haftalardaki Eminönü ziyaretlerinden birinde kendisi bana aşağıda göreceğiniz yeşil kutu içerisindeki Sihirli Daireler / Magic Circles'ı almış.



 Kutu içerisindeki şekilli delgeçleri ise kağıt şekillendirmek üzere Tchibo'dan almıştım ancak ne yazık ki henüz deneme fırsatım olmadı. 
Sihirli Dairelerim 5 mini şablondan oluşuyor
Adres: Eminönü

Her iki oyuncağımın sonuçlarını en kısa sürede paylaşacağım. :)

Görüşmek üzere!

10 Haziran 2014

Dear Audrey! Keep an eye on them for me!*

Ah güzeller güzeli, zarafet timsali Audrey Hepburn...


İlk kez Funny Face'de izlemiştim onu. Duruşu, duruluğu, güzelliği, zarafeti... Tüm güzel sıfatların bir bütünüydü sanki yüzü. UNICEF'in elçilerinden biri olması da şans değildi elbet, içinin güzelliği yüzüne yansımıştı. İşte bu yüzden tüm zamanların en güzeliydi Audrey Hepburn!
Funny Face - 1957

ve bundandır ki; en yakın arkadaşlarımdan biri doğum günümde Audrey kutusu hediye ettiğinde havalara uçtum!



ve ben de en değerlilerimi yani boyalarımla şablonlarımı ona emanet ettim. :)


Kalemler: Stabilo
Şablon (sol): Tchibo
Şablon (sağ): İlkokuldan kalma:)
Sketchbook: Nezih


* Sevgili Audrey! Benim için onlara göz kulak ol!

26 Mayıs 2014

Doodle zamanı!

Çocukluğumdan beri resim yapmayı çok sevmişimdir. Eskiden resim yarışmalarına katılır -ki en popüleri Milliyet Çocuk ya da Doğan Kardeş'ti-,  resimlerimin gazetede yayınlanmasının ve derece almış olmanın sonsuz mutluluğunu yaşardım. Annem ve babam bu sonsuz resim aşkımı makul karşılar, boyalarımı, çizim kalemlerimi ve kağıtlarımı eksik etmezlerdi. (şanslıydım vesselam!:))

Sonra sonra okul, üniversite, iş derken unuttum çizmeyi... Böyle bir hobinin varlığını bile unuttum hatta. Ta ki bir yıl önce annemin evinde 15 yaş resim defterimi bulana kadar. Elimdeki deftere kitlendim diyebilirim.

O çizimleri ben mi yapmıştım? 
Renkleri nasıl kullanmıştım?
Nasıl bir hayal gücüm vardı ve neredeydi şimdi?
Sorularım uzadı gitti... ve ben o gün tekrar çizmeye karar verdim!